En İyiyi Yaşamak

07.12.2021 | Özge Soysal
gembaakademi.com

 

En İyiyi Yaşamak

Başarı da başarısızlık da her zaman kişisel özelliklere, seçimlere, uygulamalara ve yaşamımızı değiştirme gücüne sahip kişisel enerjilere bağlıdır.

En iyi yaşamımızı yaşamamızı sağlayacak bu etkenler ya da enerjiler şüphesiz içimizdedir ve kendilerine ulaşmamızı, onları geliştirmemizi ve üretkenlik, verimlilik, farkındalık, anlayış, kendini tanıma, dürüstlük, sağlık, yaratıcılık, cesaret, iyimserlik, hoşnutluk ve arzulanan diğer sonuçları elde etme yolunda kullanmamızı beklemektedir.

Kendimizi etkin şekilde yönetmekte çok işe yarayan sekiz enerjiden söz edeceğim.

Bunların başında Anı yaşamak geliyor. Bu enerji, en iyi yaşamınızı yaşamanız için gereken tüm özellikleri ve işlevleri harekete geçirir. Anı yaşadığımız zaman her şeyin birbirine bağlı olduğunu anlarız. İçimizdeki boşluk duygusu yok olur. Her şey önem kazanır. Çok iyi bir şekilde odaklanırız. Daha berrak ve verimli düşünürüz.

Hareketlerimiz içten ve dürüsttür. Geçmişe ve geleceğe ilişkin yararsız düşüncelerin ağırlığını üzerimizden atarız. Daha az kaygı duyar, daha az korkarız. Yaratıcılığımız sınır tanımaz hale gelir.

Açıklık ise enerji dağılımımızda diğer bir mühim faktör…

Bir kere bir olay karşısında acı duymuşsak, kendimizi koruma güdüsüyle aynı acıyı içerebilecek durumlara karşı kendimizi kapatırız.

Ancak bilinmeyene duyduğumuz korkuyla kendimizi kapattığımızda karşımıza çıkabilecek fırsatları da kapatmış oluruz. Oysa kendimizi gerçeğe kapatmak daha fazla acıya ve enerjimizin tükenmesine neden oluyor. Gerçeğe açık durmak ise özgürlük ve enerji getirir. Yaşama karşı açık olduğunuzda olasılıkları artırmaya çalışır ve hiçbir şeye karşı çıkmazsınız. En iyi yaşamınızda meraklı ve yaratıcısınızdır;
Her yerde yeni yeni olanaklar görürsünüz.

Berraklık. Hepimiz en azından ara sıra öfke, nefret, kıskançlık, güvensizlik, suçluluk, hırs ya da korkudan kaynaklanan diğer uyaranların etkisinde kalmış; bu etkiyle düşünmüş, duygulanmış ya da hareket etmişizdir. Birçok insan bunu çok sık yapar.

Dünyaya gösterdikleri sağlıklı, dürüst insan görüntüsünü korumak ve gölge kişiliklerinin sağlıksız özelliklerini ve davranış enerjilerini bastırmak için çok çaba gösterirler. Ama örneğin nefret ve kıskançlık gibi gölge özelliklerinin iyi niyetlerine zarar vermesi ve enerjilerini tüketmesi karşısında bir şey yapmazlar. Düşüncede, duyguda ve davranışta berraklığı tercih ettiğiniz zaman gölge özelliklerinizi de bilmeyi; ancak dürüstlük ve açıklığın ışığını gölge özelliklerinizi ilişkilerinize ve mutluluğunuza zarar vermeyecekleri şekilde yönetmek için kullanmayı seçmiş olursunuz. Berraklığı seçtiğiniz zaman kim olduğunuzun her unsurunu hem kendinize hem de başkalarına açıklamak size kolay gelir.

Açık yürekli, insanları gerçekten seven biri olursunuz. İnsanları birer tehdit unsuru olarak değil, iyi ve potansiyel sahibi varlıklar olarak görürsünüz. Başkalarıyla sağlıklı ve güçlü ilişkiler kurarsınız.

Niyet enerjisi olmadan olmaz. Her an niyetlenme ya da boş verme arasında bir seçim yaparız. “Umarım”, “İsterim”, “İsterdim” gibi ifadelerle düşündüğümüzde ya da konuştuğumuzda kaderimizi rüzgarlara ya da başkalarının niyetlerine terk etmiş oluruz. Niyetlenme olarak ifade edebileceğimiz aktif uygulama ise başarının en önemli belirleyici unsurudur. Elde etmek istediğimiz sonucu çok ayrıntılı bir şekilde dile getirmeyi, bir gerçek olarak sürekli gözünüzde canlandırmayı, karşılığında bir bedel ödemeyi teklif etmeyi, niyetinizi gerçekleştirmenize yardım edecek insanlardan oluşan bir grup kurmayı içeren niyetlenme; yaşamımızda istediğimiz sonuçları elde etmemize yardımcı olur.

Kişisel sorumluluk. Kişisel sorumluluğun yerini genellikle başkalarını ya da dış etkenleri suçlama davranışı alır. Bu davranışlar gerçeğin korku nedeniyle yadsınmasıdır ve gerek insan gerekse iş ilişkilerini zehirler. Kişisel sorumluluk, “olana” sahip çıkmaktır. Her cephede “olana” sahip çıkmayı ve “Yaşamımda var olan tüm olumlu ve olumsuz unsurlardan ben sorumluyum” dediğimizde ortaya çıkan enerjiyi yaratmayı öğrendiğimizde insanların bize, cesaretimize ve kişisel ilişkilerimize bakışında olağanüstü bir iyileşme olduğunu göreceksiniz.

Hiçbir zaman başkalarını suçlamamış, sorumluluklarından hiçbir zaman kaçmamış birinin yakınında olmayı kim istemez?

Sezgi! Her birimize güçlü bir esin ve enerji kaynağı olan sezgi yeteneği verilmiştir.

Ne var ki korku; sezgilerimize kulak tıkayarak derhal “gerçekler” ya da başka insanların görüşleriyle desteklenen “daha güvenli” bir yola sapmamıza neden olur. Bunu yaparken aktif sezginin yaşamdaki son derece önemli rolünü görmezden gelmiş oluruz. Sezginin beceriyle kullanılması ise yaşamımızın tüm alanlarında iyi kararlar vermemizi; belirsizliklere ve değişen koşullara uyum sağlamamızı; başkalarıyla empatik ve destekleyici etkileşimler içinde olmamızı sağlar.

Yaratıcılık. Eğer en iyi yaşamınızı yaşamak istiyorsanız yaratıcılığın ve gelişmenin yanında yer almalısınız. Yaratıcılığınızı kullanarak yaşamla uyumunuzu sürdürmelisiniz. Esnek ve rahat olup yargılamayı keserek bu yaratıcılığı kullandığınız zaman çok enerjik olur; engeller yerine fırsatları görür; hem kendiniz hem de çevrenizdeki herkes için daha iyi yollar görürsünüz.

Ve Bağlantılı iletişim. İletişim konusunda ne kadar iyi olursanız ilişkileriniz ve yaşamınız o kadar iyi olur. Bağlantılı iletişim, yoğun ve güçlü bir enerjidir. Bağlantılı iletişim içinde anı yaşar, düşünceli ve dürüst davranırız. Açık ve özlü, son derece empatik, “olanla” uyum içindeyizdir. Çevremizdeki herkes kişiliğimizdeki ve iletişimlerimizdeki dürüstlüğü hisseder; varlığımız başkalarına güç verir. Bağlantılı iletişim başkalarını destekleme, onları esinleme ve üretken, güçlendirici kişisel ilişkiler kurma becerinizi geliştirir.

Diğer enerjilerin büyük bir çoğunluğu bu sekiz enerjiden kaynaklanır.

Örneğin sevgi; anı yaşadığımız, bilinçli ve farkında olduğumuz zaman gelişir. Minnettarlık da anı yaşamanın bir sonucudur.

Anı yaşarken ve yaşadıklarımızın bilincindeyken var oluşumuzdaki her unsuru minnettarlıkla karşılamamamız, bunları alçakgönüllülükle kabul etmememiz söz konusu olamaz. Sağlığın her bir unsuru; beslenme, hareket, soluk alma, olumlu düşünme, iyileşme; anı yaşamaktan ve farkında olmaktan kaynaklanır. Anı yaşayan insanların sürekli hızlı gıdayla beslendiklerini ve televizyon seyretmeyi egzersiz yapmaya tercih ettiklerini göremezsiniz. Bağışlayıcılık anı yaşamanın; özür dilemek, telafi etmek vb. ise kişisel sorumluluğun sonucudur.

Size zaten verilmiş bulunan bu güçlere erişerek ve onları kullanarak en iyi yaşamınızı yaşayabilirsiniz.